Alzheimer hastası ve uzun süredir tutuklu bulunan eğitimci İbrahim Güngör, yoğun bakımda verdiği yaşam mücadelesini kaybetti. Ailesi son anlarında yanında olamazken, eğitim hayatına adadığı yıllar ve yaşadığı ağır koşullar hafızalarda derin iz bıraktı.
Alzheimer hastalığıyla mücadele eden ve hasta mahpus olarak yıllardır cezaevinde bulunan eğitimci İbrahim Güngör, bugün hayatını kaybetti. Sevenleri, ailesi ve öğrencileri, onun arkasında bıraktığı hatıralarla büyük bir üzüntü yaşıyor.

Hayatı ve Eğitimcilik Yılları
İbrahim Güngör, hayatını eğitime adamış, yüzlerce öğrenci yetiştirmiş bir öğretmendi. Çalışkanlığı, sakinliği ve insani yönüyle çevresinde derin izler bıraktı. Öğrencileri, onu “öğretmen olmanın ötesinde bir rehber” olarak hatırlıyor.
Zor Yıllar ve Hastalık
İbrahim Güngör’ün hayatının son yılları, ağır hastalık ve cezaevi koşullarının üst üste binmesiyle geçti. Alzheimer teşhisi konulduktan sonra sağlığı hızla kötüleşti. Ancak ailesi ve insan hakları savunucularının tüm başvurularına rağmen uzun süre cezaevinde kalmaya devam etti.
Hastalığın ilerlemesiyle birlikte hafıza kayıpları, yön bulma zorlukları ve günlük ihtiyaçlarını karşılayamama gibi sorunlar baş gösterdi. Cezaevi koşulları bu durumu daha da ağırlaştırdı. Yeterli tedaviye ulaşamaması ve sevdiklerinden uzak kalması, hem fiziksel hem de psikolojik açıdan onu yıprattı.
Kızı Rümeysa, babasının yaşadığı süreci şu sözlerle anlatmıştı:
“Babam zaman zaman bizi hatırlayamıyor, neredeyiz diye soruyordu. Oysa biz sadece yanında olmak istiyorduk. Hastalığını daha fazla ceza ile değil, şefkatle karşılamak gerekiyordu.”
Eşi ise son günlerde yaşadıkları acıyı dile getirirken,
“Onun en çok istediği şey ailesinin yanında olmaktı. Ama biz, elini tutamadan, gözlerine bakamadan onu kaybettik. Bu acı hayat boyu içimizde kalacak,” ifadelerini kullandı.
Yoğun bakıma kaldırıldığı dönemde ailesinin yanına alınmaması, Güngör’ün yakınlarında derin bir kırgınlık oluşturdu.
Kızlarından Süeda, babasının durumunu şu şekilde özetledi:
“Her gün bir mucize olur ve onu tekrar yanımıza alırız diye dua ettik. Ama o, hastane yatağında yalnız başına yaşam mücadelesi verdi. Bu yalnızlık bizim yüreğimizi de parçaladı.”
Yaşadığı son yıllar, yalnızca bir sağlık mücadelesi değil; aynı zamanda ailesinden ve sevdiklerinden uzak bırakılmanın ağır ızdırabı oldu. Onun haksız ve hukuksuz bir şekilde cezaevinde tutulma hikayesi, hasta mahpusların yaşadığı sorunların da sembolü hâline geldi.

Ailenin Yalnızlığı
Yakınları, cezaevi koşulları sebebiyle onun yanında olamamanın derin hüznünü yaşıyor. Kızları ve eşi, “son nefesinde yanında olamamak, kalbimizde büyük bir yara olarak kalacak” sözleriyle acılarını dile getirdi.
Toplumsal Yansımalar
Sivil toplum kuruluşları ve insan hakları örgütleri, Güngör’ün vefatını hasta mahpusların yaşadığı dramın acı bir örneği olarak değerlendirdi. Sosyal medyada çok sayıda kişi taziye mesajı paylaştı.
Sonuç ve Taziye
İbrahim Güngör’ün cenaze töreni önümüzdeki günlerde yapılacak. Sevenleri, eğitim camiası ve insan hakları savunucuları onun ardından “geriye onurlu bir hayat hikâyesi bıraktı” sözleriyle veda ediyor.














post hakkında tartışma