Sedat Türkmen, uzun yıllar devletine hizmet eden bir polis memuruydu. 2012 yılında göreve başladıktan sonra Şanlıurfa Emniyet Müdürlüğü TEM Şube’de çalıştı ve mesleğinde saygın bir duruş sergiledi. Ancak 15 Temmuz sonrası yürürlüğe konulan Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) ile mesleğinden ihraç edildi, sevdiği işi, kimliği ve yaşam güvencesi elinden alındı.
İhraç kararının ardından hukuki süreçler başladı; 18 ay cezaevinde tutuklu kaldı. Dava dosyasında yer alan iddialar nedeniyle uzun süre özgürlüğün kıyısında bekledi, ardından dışarı çıktı fakat aldığı ceza 6 yıl 3 ay olarak Yargıtay’da onanma aşamasındaydı. Bu ağır süreç, hem psikolojik hem de sosyal baskıyı artırdı. Eski koğuş arkadaşları onu “cezaevinin umut kaynağı” olarak tanımladı; zor şartlarda bile etrafına moral veren, dua ve pozitif enerji saçan biriydi.
İhraç sonrası ekonomik hayatta kalma çabaları ve Türkiye’deki baskı ortamı, Türkmen’i göç etmeye itti. Özgürlüğüne kavuşmak, ailesiyle geleceğe güvenle bakabilmek umuduyla yurt dışına çıkmak için Edirne’nin Uzunköprü ilçesine gitmişti. Ancak bu hayal, trajik biçimde sona erdi.
Uzunköprü yakınlarında polis çevirmesine takılan, “dur” ihtarına uymadığı iddia edilen bir aracın peşine düşen güvenlik güçleri tarafından ateş açıldı. İçinde bulunduğu araç hedef alınırken, atılan mermilerden biri Sedat Türkmen’e isabet etti. Ağır yaralı olarak Edirne Tıp Fakültesi Hastanesi’ne kaldırıldı; ancak geçtiği müdahalelere rağmen sabaha karşı hayatını kaybetti. Türkmen’in cenazesi Adıyaman’da toprağa verildi.
Yaşadığı bu elim olay, yalnızca bir trafik veya kaçış vakası değildir. Bir insanın mesleğinden koparılması, dışlanması, hukuki belirsizlik içinde bırakılması ve özgürlük arayışında hayatını yitirmesi; Türkiye’de KHK mağduru binlerce kişinin yaşadığı ağır mağduriyetlerin çarpıcı bir örneğidir. Ailesi, özellikle eşi ve iki küçük çocuğu, bu trajedinin en büyük acısını taşıyanlardır. Türkmen’in yakınları, olayın bir “dur ihtarı cinayeti” olduğunu ve detaylı şekilde soruşturulması gerektiğini ifade ederek adaletin sağlanması için mücadele etmeye devam ettiklerini belirtti.
Sedat Türkmen’in hikâyesi, sadece bir bireyin trajik ölümü değil; adaletin, hakların ve insan onurunun nasıl yok sayıldığının acı bir hatırlatıcısıdır. Onun yaşamı, ihraç sonrası gelen baskı, damgalama ve dışlanmanın bedelini gözler önüne seriyor.

Allah rahmet eylesin. Mekânı cennet olsun.
Geride kalan eşi, çocukları ve sevenlerine sabrın en güzeli nasip olsun.
Bir hesap daha ahirete kaldı.














post hakkında tartışma