Doç. Dr. Ramazan Balcı, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde öğretim üyesi olarak akademik çalışmalarını sürdüren bir bilim insanıydı. Alanında tarih ve düşünce üzerine çalışmaları bulunuyor; doktora eğitimini Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi alanında tamamlamıştı ve araştırmalarıyla öğrencilerine ışık tutuyordu.
15 Temmuz darbe girişimi sonrası çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) ile görevinden ihraç edildi ve akademiden uzaklaştırıldı. Bu ihraç kararı, sadece bir unvanın elinden alınması değil; bir insanın yıllar boyunca emek verdiği mesleğinden koparılması anlamına geliyordu. 4 yıldan fazla süren bu zor süreçte Ramazan Balcı, hakkındaki hukuki durum nedeniyle her hafta karakola imza vermek zorunda bırakıldı; hayatı belirsizlik ve mevzuat baskısı altında geçen binlerce akademisyen gibi sürekli bir stres ve mağduriyet yaşadı.
İhraç sonrası yaşanan mağduriyetler yalnızca mesleki kayıplarla sınırlı kalmadı; sosyal yaşamı, özgürlüğü ve çalışma hakkı gibi temel insanî hakları da zedelendi. Süreç boyunca akademik üretimden uzak kaldı ve hak ettiği bilimsel katkı değeri elinden alındı. Balcı’nın yaşadıkları, hukukun ertelenmesinin ve keyfi uygulamaların bireyler üzerindeki derin yıkıcı etkisini göstermektedir.
Ne yazık ki Ramazan Balcı, beklenen adil yargı fırsatını göremeden hayata veda etti. Ölümü, yalnızca bir akademisyen kaybı değil; şartlar zorlandığında bireylerin özgürlük, onur, çalışma ve bilimsel katkı şanslarının nasıl yok edildiğinin acı bir resmi oldu. Geride ailesi, öğrencileri, dostları ve akademi topluluğu bıraktı. Onun hikâyesi, adaletin ve hak arayışının ne kadar hayati olduğunu bir kez daha hatırlatıyor.
Allah rahmet eylesin. Mekânı cennet olsun.
Geride kalanlarına sabrın en güzeli nasip olsun.
Bir hesap daha ahirete kaldı.














post hakkında tartışma