Hüsamettin Karadeniz, yıllarca imamlık yaparak toplumuna hizmet etmiş saygın bir din görevlisiydi. 2012 yılında Kadışehri Merkez Camii Yaptırma Derneği Başkanlığı’nı yürüterek ilçeye büyük bir cami kazandırılmasına öncülük etmiş, çevresince sevilen, saygı gören bir isimdi.
Ancak 15 Temmuz sonrası yürürlüğe konan Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) ile Karadeniz, “örgüt üyeliği” iddiasıyla yargılanarak 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırıldı ve Temmuz 2021’de tutuklanarak cezaevine konuldu. Bu karar, toplumda saygın bir görevi icra etmiş, hayatını ibadet ve hizmete adamış bir insanın mesleğini ve yaşam güvencesini elinden aldı.
Cezaevine girdikten sonra lenf kanseri hastalığına yakalandı. Sağlık sorunları başlamadan önce dahi serbest bırakılması için yapılan infaz erteleme başvuruları reddedildi; hastalığı ilerledikçe tedavi sürecinde ciddi gecikmeler yaşandı. Laboratuvar testleri, tedavi planlamaları ve kemoterapi süreçlerindeki aksaklıklar, Hüsamettin Bey’in bedenini daha da savunmasız hâle getirdi. Ancak infaz ertelemesi verilmeyerek, ağır hastalıkla cezaevi koşullarında baş başa bırakıldı.
Sonunda hayatını kaybetmiş!
Kaç kez hasta haliyle yaşadığı çileleri anlatmıştım.!
Hüsamettin Karadeniz artık çile çekmeyecek.!
Allah rahmet eylesin.
Bu kaçıncı hasta mahpus ölümü?@yilmaztunc https://t.co/miPqcTNuAR
— Ömer Faruk Gergerlioğlu (@gergerliogluof) January 17, 2025
Koronavirüs döneminde bile entübe edildiği halde tahliye edilmeyen Karadeniz’in sağlık durumu gittikçe kötüleşti. Cezaevinde kaldığı süre boyunca yeterli ve zamanında tıbbi müdahale sağlanamadı. Sonunda, cezaevinde tedavi görürken 17 Ocak 2025’te hayatını kaybetti. Cenazesi memleketi Yozgat’ın Kadışehri ilçesinde toprağa verildi.
Hüsamettin Karadeniz’in yaşadığı süreç, sadece bir insanın kanserle verdiği mücadele değildir; aynı zamanda bir hukuksuzluğun, vicdan ve sağlık hakkı ihlalinin sonuçlarının çarpıcı bir örneğidir. Uzun yıllar toplumuna hizmet etmiş, dua ve ibadetle hayatını geçirmiş bir imamın, gerekli sağlık hakkı engellenerek cezaevinde ölmesi, vicdanlara kazınan ağır bir meseledir.
Geride, iki oğlu ve ailesi kaldı. Onların yaşadığı acı, sadece bir babanın kaybı değil; haksızlık ve adaletsizliğin bıraktığı derin yara olarak kalacaktır. Bu olay; hukukun, sağlık haklarının ve vicdanın ertelendiğinde insan hayatının nasıl yok sayılabileceğini en somut hâliyle göstermektedir.
@odakdunyam #cezaeviihlalleri ♬ İçim Yanar – Ferdi Tayfur
Allah rahmet eylesin. Mekânı cennet olsun.
Geride kalan ailesine, dostlarına ve sevenlerine sabrın en güzelini diliyoruz.
Bir hesap daha ahirete kaldı.














post hakkında tartışma