Betül Eroğlu (48), Türkiye’de uzun yıllar öğretmenlik yapmış, tarih dersi vererek öğrencilerine hem akademik hem kültürel değerleri aktarmış bir eğitim emekçisiydi. 15 Temmuz sonrası yayımlanan Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) ile birlikte mesleğinden ihraç edildi; bu hukuki süreç onun profesyonel kimliğini ve geçim güvencesini elinden aldı.
Betül Hanım, Türkiye’de hem devlet okullarında hem özel eğitim kurumlarında tarih öğretmeni olarak görev yaptı ve pek çok öğrencinin eğitimine katkıda bulundu. Ancak 30 Ağustos 2016 tarihinde sendika üyeliği gerekçesiyle tutuklandı ve 8 ay hapis yattı. Bu süre, onun hem eğitim dünyasından hem ailesinden zorla koparılmasına neden oldu ve hayatında derin izler bıraktı.
2017 yılında hukuki ve sosyal baskıların ağırlığı nedeniyle Almanya’ya göç etmek zorunda kaldı. Bu sürgün, onun için özgürlük arayışı olduğu kadar aile bağları ve kimlik mücadelesiyle dolu zorlu bir süreçti. Yurtdışında yeni bir hayat kurmak isteyen Betül Eroğlu, üç çocuk annesi olarak ailesini de bu zor kararın içine dahil etmek zorunda kaldı.
Almanya’da yaşarken, Aralık 2022’de kansere yakalandı. Hastalığı ilerledikçe tedavi süreçleri de ağırlaştı; uzun süren tedavilere rağmen hastalıkla mücadelesi zorlu geçti. 14 ay boyunca verdiği bu sağlık mücadelesine rağmen 03 Şubat 2024’te vefat etti. Betül Eroğlu’nun ölümü, bir eğitimcinin sürgünde yaşadığı hukuki ve sağlık mağduriyetinin acı bir sonucudur.
Onun cenazesi 05 Şubat tarihinde Almanya’daki Westfriedhof/Fulda Mezarlığı’nın Müslüman Mezarlığı kısmında defnedildi. Taziye programı ise defin işlemlerinin ardından kültür ve eğitim derneklerinin desteğiyle gerçekleştirildi.
Ailesi ve Mağduriyeti
Betül Eroğlu, hukukî süreçler ve mağduriyetlerle geçen hayatında üç çocuğunu da büyütmenin sorumluluğunu taşıdı. Hukuki baskılar, mesleğinden ihraç edilmesi ve hapis süreci, yaşamının merkezindeki eğitimci kimliğinin elinden alınmasına neden oldu. Göç etmek zorunda kalmak, çocuklarının hem eğitim hem sosyal çevre bağlarını zedeledi; ekonomik güvencesini yitirmesi ailenin yaşamını daha da zorlaştırdı. Bu koşullar, onun sağlık süreçlerine erişimini de olumsuz etkiledi ve tedavide yaşanan gecikmelerin ağır bir bedeli oldu.
Betül Eroğlu’nun hikâyesi, sadece bir kanser hastalığıyla verilen mücadele değildir; aynı zamanda hukuki dışlanma, meslek kaybı, aile bağlarının zorlanması ve sürgünde yaşanan ekonomik ve psikolojik yıkımların kesiştiği trajik bir yaşam öyküsüdür.
Allah rahmet eylesin. Mekânı cennet olsun.
Geride kalan çocuklarına, ailesine ve sevenlerine sabrın en güzeli nasip olsun.
Bir hesap daha ahirete kaldı.














post hakkında tartışma