Bazı insanlar, suçsuz olduklarını mahkemelerde kanıtlasalar da kaybettikleri yılları geri alamaz. Tuncer Dinçer’in hayatı da özgürlüğünü, mesleğini ve sağlığını kaybettikten sonra gelen beraatin, yaraları sarmaya yetmediğinin sessiz bir örneği olarak hafızalarda kaldı.
Hayatı ve ailesi
Tuncer Dinçer, Türk Silahlı Kuvvetleri’nde piyade uzman çavuş olarak görev yaptı. Ankara’daki Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayı’nda uzun yıllar görevini sürdürdü. Mesleğine bağlılığıyla tanınan Dinçer, evli ve iki çocuk babasıydı. Ailesiyle birlikte sakin bir hayat sürerken, 15 Temmuz 2016 sonrasında yaşanan süreç hayatını tamamen değiştirdi.
15 Temmuz gecesi ve tutuklanması
15 Temmuz 2016 gecesi, birliğine “tatbikat var” denilerek çağrıldı. O gece yaşanan olayların ardından çok sayıda asker gibi o da darbe girişimine ilişkin davalarda sanık olarak yargılandı.
Hakkında dört kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ve ayrıca 12 yıl 6 aya kadar hapis cezası talep edildi. Tutuklanarak cezaevine gönderilen Dinçer, yaklaşık 33 ay cezaevinde kaldı. Özgürlüğünden, ailesinden ve görevinden ayrı geçirdiği bu yıllar, onun hayatındaki en ağır dönemlerden biri oldu.
2019 yılında tahliye edildi. Yargılama sonunda mahkeme, hakkında “ceza verilmesine yer olmadığına” karar verdi. Böylece isnat edilen suçlardan dolayı cezalandırılmasına gerek olmadığı hükme bağlandı. Ancak bu karar, kaybettiği yılları geri getirmedi.
Yeniden hayata tutunma mücadelesi
Tahliyesinin ardından eski görevine dönemedi. Geçimini sağlayabilmek için Ankara’da bir plastik fabrikasında çalışmaya başladı. Bir zamanlar üniformasıyla ülkesine hizmet eden Dinçer, bu kez ailesini geçindirebilmek için farklı bir işte alın teri döküyordu.
Bu süreçte en büyük beklentisi, açtığı göreve iade davasının olumlu sonuçlanmasıydı. İdare Mahkemesi’nde devam eden davadan gelecek haberi umutla bekliyor, yakın çevresine sık sık:
“Bir suçumuz yok.”
sözleriyle masumiyetine olan inancını dile getiriyordu.
Hastalığı
Plastik fabrikasında çalıştığı dönemde aşırı kilo kaybetmeye başladı. Yapılan tetkikler sonucunda kolon kanseri teşhisi konuldu. Geçirdiği ameliyatın ardından aylarca tedavi gördü ve yaklaşık yedi-sekiz ay boyunca hastalığa karşı yaşam mücadelesi verdi.
Bir yandan sağlığı için mücadele ederken, diğer yandan yeniden görevine dönebileceği günü bekliyordu. En büyük arzusu, yıllarca hizmet ettiği mesleğine kavuşmak ve çocuklarına yeniden üniformasını giyebilmiş bir baba olarak dönebilmekti.
Ancak beklediği göreve iade kararını göremedi.
Vefatı
Kanser tedavisi devam eden Tuncer Dinçer, 3 Temmuz’da Ankara’da hayatını kaybetti. Henüz ellili yaşlardaydı.
Cenazesi memleketi Nevşehir’de toprağa verildi. Geride eşi, iki çocuğu, yakınları ve yarım kalan umutlarını bıraktı.
Tuncer Dinçer’in hikâyesi; görevine sadakatle hizmet etmiş bir askerin, uzun tutukluluk sürecinin ardından suçsuzluğunun ortaya çıkmasına rağmen mesleğine dönemeden ve beklediği adaleti tam anlamıyla göremeden hayata veda edişinin hikâyesidir.
Bir mahkeme kararı masumiyetini ortaya koydu. Ancak geçen yıllar, kaybolan sağlığı ve yarım kalan ömrü geri getiremedi.
33 AY CEZAEVİNDE KALDI. BERAAT ETTİ.
Ama görevine dönemedi.
KHK’lı piyade uzman çavuş Tuncer Dinçer, işe iade edilmeyi beklerken kolon kanserine yakalandı.
3 Temmuz’da Ankara’da yaşamını yitirdi.
KHK’lar insanların sadece geleceğini değil, ömrünü de çaldı.… pic.twitter.com/bbj2aGdQXj
— Sevinç Özarslan (@sevincozarslan) July 6, 2026
Biten Hayatlar — Unutmamak için.














post hakkında tartışma