Yusuf Tarık Gül, henüz 11 yaşında, hayatının en masum döneminde yaşanan bir şiddet olayında hayatını kaybeden bir ortaokul öğrencisiydi. Onun hikâyesi, yalnızca bir okul saldırısında yaşamını yitiren bir çocuğun hikâyesi değil; aynı zamanda ailesinin yıllar süren hukuki süreçler ve ayrılıklar nedeniyle yaşadığı zorlukların gölgesinde büyüyen bir evladın dramı olarak hafızalara kazındı.
Hizmet Hareketine Yönelik Süreçte Ailesinin Yaşadığı Haksızlıklar ve Zorluklar
Yusuf Tarık Gül’ün babası Burak Gül, uzun yıllar emniyet teşkilatında görev yapmış bir polis memuruydu. 15 Temmuz sonrasında çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) kapsamında mesleğinden ihraç edildi ve hakkında açılan dava sonucunda 6 yıl 3 ay hapis cezası aldı.
Bu süreçte Burak Gül yaklaşık 1758 gün cezaevinde kaldı ve ailesinden uzun süre ayrı yaşamak zorunda kaldı.
Babasının cezaevinde olması, Yusuf Tarık için çocukluk yıllarının önemli bir bölümünü babasından uzak geçirmek anlamına geliyordu. Uzun süren bu ayrılık, aile içinde derin bir özlem ve psikolojik yük oluşturdu. Tahliye sonrası baba ve oğulun yeniden bir araya gelmesi, aile için yeni bir başlangıç umudu olmuştu. Ancak bu umut, kısa süre sonra yaşanan trajik olayla yerini tarifsiz bir acıya bıraktı.
Ailesi
Yusuf Tarık Gül, annesi ve babasıyla birlikte yaşayan bir öğrenciydi. Babasının cezaevi süreci boyunca aile hem ekonomik hem de psikolojik zorluklarla mücadele etti. Uzun süren ayrılık yılları, aile bağlarını sınayan bir dönem oldu.
Tahliye sonrası baba ve oğulun yeniden kavuştuğu, birlikte geçirecekleri yeni bir hayatın planlarını yapıyorlardı. Ancak bu kavuşma, kısa süre sonra yaşanan trajedi nedeniyle çok kısa sürdü.
Vefat Süreci
15 Nisan 2026 tarihinde Kahramanmaraş’ın Onikişubat ilçesindeki Ayser Çalık Ortaokulu’nda silahlı bir saldırı meydana geldi. Saldırıda bir öğretmen ve çok sayıda öğrenci hayatını kaybetti, birçok kişi yaralandı.
Bu saldırıda ağır yaralanan 5. sınıf öğrencisi Yusuf Tarık Gül, yapılan tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti.
Olayın ardından annesinin gün boyunca hastane kapısında oğlundan gelecek iyi haberi beklediği, ancak akşam saatlerinde acı haberin ulaştığı aktarıldı.
Yusuf Tarık Gül’ün cenazesi 16 Nisan 2026 tarihinde kılınan cenaze namazının ardından toprağa verildi.
Zulmün ve adaletsizliğin en ağır hali:
Bir babanın masum bir sekilde hapislerde geçen yıllardan sonra, evladına doyamadan veda etmesi.
Kavuşmak mı acıydı, yoksa yarım kalan bu kucaklaşma mı? Çalınan yılların, gasp edilen hatıraların hesabını kim verecek? #Kahramanmaraş pic.twitter.com/CAkyA1xAoX
— ZulümİleBitenHayatlar (@biten_hayatlar1) April 16, 2026
Bir Çocuğun Ardında Bıraktığı Sessiz Acı
Yusuf Tarık Gül’ün hayatı, bir çocuğun ailesinin yaşadığı uzun süreli hukuki süreçler ve ayrılıkların gölgesinde büyüdüğü, babasına yeni kavuşmuşken trajik bir olay sonucu hayatını kaybettiği acı bir hikâye olarak hafızalarda yer aldı.
Geride; evladını kaybetmenin tarifsiz acısını yaşayan bir anne ve baba, yarım kalan hayaller ve cevapsız sorular kaldı.
Onun hikâyesi, yalnızca bir okul saldırısının değil; aynı zamanda yıllar süren ayrılıkların, hukuki süreçlerin ve bir ailenin taşıdığı ağır yükün ardından gelen büyük bir kaybın hikâyesi olarak hatırlanmaya devam edecektir.














post hakkında tartışma