Hasan Çabuk, Türkiye’de uzun yıllar avukatlık yapmış, mesleğini insan hakları ve adalet ilkeleri doğrultusunda sürdüren bir hukukçuydu. Meslektaşları tarafından dürüstlüğü, sakinliği ve hukuka bağlılığıyla tanınan bir isimdi.
15 Temmuz sonrası Türkiye’de avukatlara yönelik yoğun baskı ve soruşturmaların hedefi hâline geldi.
Hakkındaki suçlamalar ve süreç
- Kendisine yöneltilen suçlamalar, mesleki faaliyetleriyle ilişkilendirildi.
- Savunduğu kişilerin suçlamalarıyla özdeşleştirildi; bu durum, o dönem birçok avukatın yaşadığı ortak bir baskı yöntemiydi.
- “Sohbete katılmak suç değildir”, “Yangın tüpü eksik diye yurt kapatılamaz” gibi hukuki itirazları nedeniyle hedef hâline getirildi.
- Gözaltı ve tutuklama süreçleri, avukatlara tanınması gereken özel usullere uyulmadan yürütüldü.
- Dosyasında somut delil bulunmadığı, iddianamenin uzun süre sonra hazırlandığı ve içeriğinin boş olduğu ifade edilmektedir.
Bu süreç, onun hem mesleki hem de insani olarak ağır bir baskı altında kalmasına yol açtı.
- İnsan hakları temelli savunma yapan, hukuksuzluklara karşı ses çıkaran bir hukukçuydu.
- Mesleğini icra ederken hukukun üstünlüğünü savunduğu için baskı gördü.
Hasan Çabuk’un ailesinin de bu süreçten dolaylı olarak etkilendi.
Hasan Çabuk’un ömrünün son dönemlerini yoğun hukuki mücadele ve baskı altında geçirdi.
Bu süreçte yıprandığını ve hayatının son dönemini ağır bir psikolojik ve mesleki baskı altında geçirdi.
🇹🇷 We are saddened to learn of the passing of our colleague Hasan Cabuk. He was one of the lawyers persecuted for the identity of his clients. Our condolences to his family. https://t.co/31oOj8LDCO
— The Arrested Lawyers (@ArrestedLawyers) March 25, 2023














post hakkında tartışma