Prof. Dr. Uğur Kömeçoğlu, Türkiye’de sosyoloji alanında tanınan, akademik çalışmalarıyla birçok öğrenci yetiştirmiş bir bilim insanıydı. Uzun yıllar üniversitelerde görev yaptı; özellikle din, toplum, modernleşme ve Türkiye sosyolojisi üzerine çalışmalarıyla biliniyordu. Akademik birikimi, entelektüel kimliği ve mütevazı kişiliğiyle meslektaşları ve öğrencileri arasında saygı gören bir isimdi.
15 Temmuz sonrasında başlatılan süreçte Prof. Dr. Kömeçoğlu da hedef alındı. Gözaltına alındı, hakkında soruşturmalar yürütüldü ve ardından KHK ile görevinden ihraç edildi. Bu ihraç, onun sadece mesleğini değil, hayatının merkezinde yer alan akademik üretimini, geçim kaynağını ve sosyal güvencelerini de elinden aldı. Yıllarını verdiği üniversiteden bir gecede koparıldı; pasaportu iptal edildi, çalışma hakkı fiilen ortadan kaldırıldı.
İhraç sonrası süreç, Uğur Kömeçoğlu ve ailesi için ağır bir ekonomik ve psikolojik yıkıma dönüştü. Akademik kimliğiyle hiçbir iş bulamayan Kömeçoğlu, temel yaşam giderlerini dahi karşılamakta zorlandı. Sosyal güvencesiz kaldı; sağlık hizmetlerine erişimi büyük ölçüde kısıtlandı. Ailesiyle birlikte ciddi bir yoksulluk ve belirsizlik içinde yaşam mücadelesi vermek zorunda bırakıldı.
Bu süreçte Prof. Dr. Kömeçoğlu’nun sağlık durumu giderek kötüleşti. Uzun süredir devam eden rahatsızlıkları vardı ve düzenli tedaviye ihtiyacı bulunuyordu. Ancak işsizliğin, stresin, dışlanmanın ve maddi imkânsızlıkların etkisiyle tedavi süreçleri aksadı. Yaşadığı baskı ve mağduriyet, hastalıklarının ağırlaşmasına neden oldu. Ailesi ve yakınları, onun hem fiziksel hem de ruhsal olarak her geçen gün biraz daha tükendiğini dile getirdi.
Gelinen noktada, Prof. Dr. Uğur Kömeçoğlu’nun tedavi masraflarını karşılayabilmek için yardım kampanyaları düzenlendi. Bir zamanlar akademide saygın bir konumda bulunan bir profesörün, hayatta kalabilmek için bağışlara muhtaç bırakılması, yaşanan adaletsizliğin en çarpıcı göstergelerinden biri oldu. Bu durum, KHK sürecinin sadece bireyleri değil, aileleriyle birlikte bir hayatı nasıl çökerttiğini açıkça ortaya koydu.
Tüm çabalara rağmen Prof. Dr. Uğur Kömeçoğlu hayatını kaybetti. Onun vefatı, bir hastalığın doğal sonucu olmanın ötesinde; sistematik dışlanmanın, mesleksizleştirmenin, yoksulluğa mahkûm etmenin ve insan onurunu zedeleyen uygulamaların doğrudan bir sonucuydu. Sevenleri, onun “ölüme terk edildiğini” ifade ederek yaşananlara tepki gösterdi.
Geride acı içinde bir aile, yarım kalan akademik çalışmalar ve susturulmuş bir bilim insanının hikâyesi kaldı. Prof. Dr. Uğur Kömeçoğlu’nun hayatı ve ölümü, KHK uygulamalarının yalnızca hukuki değil, aynı zamanda insani bir yıkım olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.
Allah rahmet eylesin. Mekânı cennet olsun.
Geride kalan ailesine, öğrencilerine ve sevenlerine sabır diliyoruz.
Bir hesap daha ahirete kaldı.














post hakkında tartışma